onun hikayesi mi? doğru mu değil mi bilmem. öyle klişe, çok zenginmiş, birine aşık olmuş diye anlatılacak bir hikaye değil diye duydum. işinde gücünde, kendi yağında kavrulan, güler yüzlü, esnafla iyi anlaşan tiplerdenmiş. genelde yalnızmış. ayda yılda bir arkadaşlarıyla gelir, içkili alışveriş yaparmış. ne iş yaptığını bir türlü anlamamışlar ama evden çalıştığını biliyorlar. ben dükkanı açtığımda delirmişti çoktan. - nasıl olmuş? en çok bizim köşedeki tekelle konuşurmuş. ben de ondan dinledim birkaç defa. “önceleri neşesi gitti” diye anlatıyor. selamı sabahı kesmiş sonra. ne hayırlı işler ne iyi akşamlar. tekel ne yediğini, ne içtiğini de bildiği için “sigara” demeye başlamış sadece. bırakmış öyle muhabbeti falan. “sonra” diyor, “kendi kendine mırıldanmaya başladı.” ama anlamazmış ne dediğini. öyle fısır fısır, dudakları kıpırdarmış sadece. sonra sonra yüksek sesle mırıldanmaya başlayınca seçilmeye başlamış ne dediği. “‘zoruma gidiyor, zoruma gidiyor’ dediğini duydum ilk” diyor. ...
buradan kurtulmak bize kaldı
inanç avadit