Ana içeriğe atla

Kayıtlar

kayıp otoban

burada yanlış yazılmış bir tarih var başa dönelim öyle başa dönelim ki bulamasın bizi kanaryalar ve antiloplar amazon yerlileri ve antropologlar kadim büyü dilleri ve toprak kaplar burada olalım şimdi burada kendi yanıbaşımızda bir yabancı gibi anadolu anayurt oteli dünya bankası hiçbiri ayıramasın bizi kimse ayıramasın bizi birbirimizden bu ikizlik mahvetsin bizi mahvol benimle ve baştan yazalım tarihi bir mahvolmanın tarihini başkasıyla değiştirelim kendimize gelelim kendimizden geçelim kaçıralım bütün karayolları sorumluluk sahalarını açık camdan atalım yanan izmaritlerimizi bir orman yanarken ardımızda öyle unutalım ki trafiği kaza "geliyorum" desin tarih, ben böyle bir kaza görmedim saçılırken camlar yola dağılırken saçlarımız kazanın rüzgarıyla yoldan çıkmanın şehveti ve rehaveti dünyanın tüm ertesi günlerinin bir not bir not daha düşelim üstümüze örttükleri gazetelerin tarihi gelmemiş olsun daha bütün geç kalmaları erken kalkmaları ve boşalmaları yazalım tarih diye kim...

Bir Anlığına Dünya

Dünya kesin bir şeydir Keskin bir şey Umut gibi yuvarlak değil Karamsarlık gibi katı İlişmekle ilgili bir şey olmalı yaşamak Dünyaya ilişmek, koltuğun kenarına ilişmek, sofraya ilişmek Kabullenmek, yerleşmek, bir şey olacağını beklemek Ölü bir kesinlik dünya Haziran gibi Temmuz gibi Akşam sefaları, taşlar ve bütün bunlara rağmen Canlılık bir iddia sadece Ağırlık ispat istemez oysa Varlıktır bir kanıt arar kendine Kendi alanını genişleterek varolmaya çalışana karşı Ölmemeye çalışanı eşitleyen kusurlu kıyas Ağaçla bir yaşayan sarmaşığa karşı Onu öldüren zehirli kumpas Elbet böyle olmak zorundadır Böyle olmak Bir biçimde olmak Her zaman hayatta kalmak Kendi kaslarını sinirlerini organlarını öne almak Sıra kapmak Her halükarda mutlak bir biçimde olmak Kesin bir şey dünya Mutlak bir yuvarlak Katı bir küp Ağaç gibi, taş gibi gelip geçici ve kesin Şimdi burada olmaktan başka bir şey değil dünya Şimdi Burada Kesin bir şey olarak Bir kesinlik olarak yani Henüz bir canlılık olmaya devam ederek s...

Güne Başlama Şiiri

Yaralı kalbimin üstüne işe Bir denizanası dokundu ona az önce Gözleri yok elleri yok dokundu yine de Hatırası yok düşleri yok dokundu yine de Kalbime işe Ya da bırak Denize fırlatmama izin ver onu Ait olduğu yere O soğuk sessiz kötü karanlığa Yaralı kalbimin üstüne işe Acımı dindir Amonyaklar çiçekleri açtır göğsümde Yaprakları sanmaktan bir bahçe Toprağıma kem gözle bak Dallarımı yargıla Bu kötülük ağacını sula büyüt ve sula ve büyüt yıllarca Bir haziran günü as kalbimi o ağaca Ve bir daha ve bir daha

Öteki Canavarlar

“Trajik hayatları bilim tarafından enine boyuna incelenmiş anormallere, canavarlara, ya da alt ırklar denen ırklara ve kurgusal canavarlara ait listedir. İnsan’la Hayvan arasındaki ya da aklı başında insan ile onun tam tersi olan hayvana yakın insan arasındaki eksik halka Gözlem ve değerlendirmeye dayalı şeyler politikası Sabitlik özlemi yüzünden “sınıflandırılmaya mahkûm özneler” evreni. 19. yüzyıla damgasını vuran temsil biçimlerinin canavarları Anne-Joseph Theroigne de Mericourt Rusya’da doğmuş yarı insan yarı aslan Lionel insan-hayvan karışımı “doğasıyla”   Hottento Venüsü olarak bilinen Sara (veya Saartjie) Baartman (“İnsan ırklarının en aşağı, biçim olarak Hayvan’a en yakın” olduklarını düşünen, Sahra-altı Afrikalıları üzerine çalışan George Cuvier isimli Fransız anatomist) Paris’teki Ulusal Doğa Tarihi Müzesi’nde iki resmi bulunan Martinikli Madeleine iki ırkın karışımını temsil eden bir kız çocuğu Barnum’un “Bu Nedir?” sorusuyla sergilediği William Henry Johnson (Barnum’un ...

Harfler İşine Yarıyor mu

A İyi dilekler biriktiriyorsun dilemeye çünkü buna çok ihtiyacın var B Çantanda hiçbir şey yok ama boş ver bazen bir yalan iyi gelir her şeye C Ölü bir kanguru yatıyor yerde çünkü tarih ancak böyle anlatılır D Nokta koymak hiçbir şeyi bitirmez bu yalnızca işaret israfı E Konuşmayı öğrenen ilk insan kimseyle konuşamadı işte ilk yalnızlık budur F Canlılık öncesi dünyada yaşam vardı ancak ölüm yoktu G Sonsuza kadar uzak duruyorum şimdi yalnızca inanılınca varolan şeylerden H Şekeri futbolu ve tanrıyı bırakınca günler uzadı I Kanımdaki demir kokusunu mıknatısa anlatamıyorum J Aileyi ve satrancı bırakınca çiçekler üst kata kadar uzadılar K Kelimeler öncesi dünyada ses vardı ama anlam yoktu L Anlamsız bir dünyada bülbül kafa şişiriyordu M Tarih öncesi dünyada insanlar vardı fakat ölüm daha önemliydi N Bitkilerin ses telleri olsaydı konuşmamayı seçerlerdi O Dünyanın şiiri ilk sesle birlikte sona erdi sonrası insandır P Şeyleri dikkatle kullanmazsanız elinizi kesersiniz R Ateşi kontrol etmeye ...

Meczup Edebiyatı

Ulus Baker Yazarlar yazdıkları şeylere pek o kadar benzemek zorunda değiller. Ama bunu başaran kimi yazarların temsil ettikleri çok özel bir yazın tipini bir "tür", bir "janr" olarak ayırt etmek gerekir: "Meczup edebiyatı"... Bu edebiyat "delirmişlerin", depresyonun ivmesiyle intihara sürüklenen Virginia Woolf'un, çılgınca akan söz ritimlerinin mucidi Von Kleist'ın, talihsiz Hölderlin'in deha-delilik karışımı edebiyatı değil. Sokaktan, kahvelerden ve meyhanelerden tanıdığımız, son derecede "samimi" (birilerine 'açılmak' onların yaşam biçimidir neredeyse), ortaya düşen her konuda olduğu kadar, kimsenin sorun olarak algılamadığı alanlarda da tuhaf, çoğumuza gülün. gelen ..zümler üretip durmayı bir meslek haline getiren, bu fikirlerini yayımlatmak uğruna matbaa matbaa dolaşarak ellerinde avuçlarında ne varsa yatıran şu tanıdıklardan bahsediyorum. Meczup bir yazarı ayırt eden, öncelikle onun dünyada düşünülme...

Eyub'un Şarkısı

Ey bir olmamaktan bir yokluğa doğru giden yolculuğum Tersi olsa ne fark ederdi karanlığım Çıbanlar yüklendiğim, çiçek bozukları kustuğum yüzüm Yaşlanmış tanrılar, kırılmış sunaklar, harab olmuş mabetler Çare olmadı ellerimin çatlaklarına Bir dava buldum unuttum Bir sığır güttüm öldürdüm Bir yağmur buldum kirlettim Şimdi dünyadan yok olsun doğduğum gün Takvim yaprakları, doğum belgeleri, Senetler, akitler, buğday taneleri Eşyalarda bıraktığım parmak, çamurlarda bıraktığım adım İzimin üzerinde parlayan ışığı yok et Varlığımın aynasını kır Aksimin sedasını boğ Bir ölüm borçlusun bana Bir yokluk şarkısı Bin lanetli türkü tutturdum Bin camlı kuleden düştüm Ölmedim Yitir beni yaşanmış olan her an için Cüzzamlara yedir etimi Kirpiklerimde bin bıçak Göz kapaklarımda bin jilet Yolumda bin canavar Her gözün gördüğü bin kâbus Bin lanetli suret Harabe rahmin karanlığına göm Mezarsız ölülerle yürüt Varlığımın tüm kapılarını kapat da yü...